Ahlaksız bir politikacı, 100 ton pirinç parasını zimmetine geçirdikten sonra üçüncü düğünün gecesi lanetlenir.
Ailesi haydutlar tarafından öldürülen emekli bir polis memuru, intikamını almak için iki eski kanun kaçağından yardım ister. Bollywood'un en ünlü filmi! Aktör Amitabh Benchchan'in kariyerindeki ilk basamak!
Dev makineler ve dumanlarla kaplı bir evrende geçen filmde Jack Nonce'in canlandırdığı Henry Spencer'ın, özürlü kız arkadaşı Mary X'ten mutant bir çocuğu olur. Bu öykü etrafında ilerleyen film, bizi Spencer'ın 30 dakika sürecek kabuslarına davet eder.
Bir devam filmi olan Ölülerin Şafağı, kaldığı yerden aynı heyecanla devam ediyor. Polis memuru Peter ve ortağı Roger, et yiyen zombiler tarafından ele geçirilen bir apartmanı temizledikten sonra yakındaki bir televizyon istasyonuna sığınırlar.
Genç bir kızın bakış açısıyla, I. Dünya Savaşı'ndan hemen önce Amerikan toplumundaki insanların yaşadığı sefaleti, umutsuzluğu ve bir avuç toprak için verilecek amansız mücadeleyi izliyoruz.
Yzb. Benjamin Willard, Vietnam'da ABD ordusuna başkaldıran ve acımasız yöntemlerle bir orman kabilesini yöneten Alb. Walter Kurtz'u bulup öldürmekle görevlendirilir.
Sam Raimi'nin yanında yetişen Coen Kardeşler'in bu ilk filmi, hem sürprizlerle dolu senaryosuyla müthiş birlikteliklerini müjdeler hem de kara filmlere olan meraklarını bir saygı duruşuyla göstermelerine vesile olur.
II. Dünya Savaşı'nın en karanlık dönemlerinden birinde, Alman Nazi Kuvvetleri'nin işgali altındaki küçük bir Belarus kasabasındayız.
Başrollerinde Tom Waits, John Lourie ve Roberto Benigni'nin yer aldığı, Jim Jarmusch'un üçüncü uzun metaj filmi.
Los Angeles renkli bir şehirdir. Hiç şüphe yok ki insanlar da tıpkı şehir gibi oldukça renklidir. Bu insanlar birbirlerinden habersiz ve muhtemelen birbirlerine bağlı olarak yaşamaktadırlar.
Sıradan bir hayatları olan Lauri ve Iona'nın tek motivasyonları işleri, köpekleri ve birbirleridir. Onlar, kurdukları küçük dünyalarında oldukça mutludur. Ta ki Lauri işten çıkarılana kadar.
İran'ın en meşhur 3 yönetmeni kim diye sorsalar şüphesiz Abbas Kiarostami, Mecid Mecidi ve Asghar Farhadi isimlerini sayabiliriz. Üçü de uluslararası arenada pek çok ödül almış ve özgün İran Sineması perspektifini dünyaya kazandırmış yönetmenlerdir.
Uçsuz bucaksız izlenimi veren Macaristan ovalarının ortasındaki yalnızlık vahalarında geçen öykülerin sonuncusu. Gençlerin geçip gittiği, çocukların ve kalan son yaşlıların kendi içlerine kapandığı bir atmosfer.
Bir araba içinde bulunan üç kişi Mulholland yolunda ilerlemektedir. Fakat bir kaza olur ve arabadaki iki erkek kazada ölür. Üçüncü kişi olan kadın ise kim ve ne olduğu bilinmez halde olay yerinden kaçar.
Güney Afrika varoşlarında yaşayan Tsotsi lakaplı David, genç ve sinirli bir çete lideridir. Bir akşam zengin mahallesinde silah zoruyla bir araba soyar ve kadını yaralar. Arabanın arka koltuğunda bir bebek vardır ve tüm hayata bakışı bir gecede değişir.