Buster Keaton'un hem yönetip hem de başrolünü oynadığı bu sessiz sinema klasiği, Amerikan İç Savaşı sırasında Johnny Gray adlı vurdumduymaz bir adam hakkındadır.

Her şeyin bilgisayar ve dublör desteğiyle yapıldığı bu zamanlara kıyasla Keaton, tüm işi tek başına yapıyordu.

Keaton'un hayatta kalmasını sağlayan tek şey hassas zamanlama.

Film meraklılarına "Buster Keaton'un en iyi filmi hangisi?" diye sorulsa çoğunluğun "General" deme olasılığı oldukça yüksektir. Ve bu cevabın dayandığı oldukça fazla sebep var: Keaton'un kendisi, yaptığı filmler arasında en sevdiği filmin General olduğunu söylemesi, Orson Welles'in General'in şimdiye kadar yapılmış en iyi komedi ve en iyi İç Savaş filmi olduğunu kabul etmesi gibi.

Times gibi çok uluslu dergiler tarafından yapılan bir ankette General, tüm zamanların en büyük 15. filmi seçildi. AFI tarafından hazırlanan, en büyük Amerikan filmlerini içeren listede 18. sırada yer aldı. Ayrıca yabancı fuarlar tarafından da tüm zamanların en büyük 50 filmi arasında yer aldı. Roger Ebert ve Atilla Dorsay gibi önde gelen film eleştirmenleri, şimdiye kadarki en büyük filmler arasında General'i de saydılar.

Sessiz dönemin en tehlikeli filmlerinden biri.

Aldığı birçok ödülle beraber piyasaya çıkmasının ardından gelen olumlu eleştiriler, gişede başarı getirecek gibi görünüyordu. Ama o da ne! Ne yazık ki bu böyle olmadı. General, basın tarafından çok sayıda olumsuz yorum aldı. Daha da kötüsü, film gişede çok para kaybetti. General sadece 475 bin dolar kazandı, bir önceki filmi Uşak'tan 300 bin dolar daha az... Sadece negatif masrafları 425 bin dolardı. Ne yazık ki bu ticari başarısızlığın ardından, Keaton stüdyolar için güvenilmez bir isim haline geldi.

Bugün hiç tartışmasız bir klasik olarak kabul edilmesine rağmen General'in eleştirmenler tarafından neden hırpalandığını, gişeden çıkan başarısız sonuçtan sonra anlamak oldukça kolay. Pek çok açıdan film zamanının ötesindeydi; Stalker gibi. Times, incelemelerinde General'in "...ne düz bir komedi ne de bir drama" olmadığını iddia etti. Peki öyleyse neydi? Times ve diğer çok uluslu dergilerin fark etmediği şey ise General'in tamamen yeni bir alt türün parçası olduğuydu. General, "En Sevdiğim Erkek (1947)" ile "Sıkı Aynasızlar (2007)" arasında değişen filmlerin öncüsü olan ilk aksiyon-komediden biriydi. Gerçekten de General, söylendiği gibi "...ne düz bir komedi ne de bir dramaydı."

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları