Danny ile Sandy'nin yaşadığı bir yaz aşkının lise sıralarına taşınmasını konu alan Grease, 50'li yılların atmosferinde, canlandırılan karakterleri ile saçlara, modaya, müziğe ve otomobillere adanmış bir yaşam tarzının sembolü olarak kabul ediliyor.

Stil ve tarzın ön planda olduğu nostalji dolu müzikal bir yolculuk.

Hep birlikte 'Sha Na-Na-Na'.

Günümüzde tüm hit şarkıları ezbere bilen olgun seyircilerin ortak bir nostalji duygusu paylaştıkları, hep bir ağızdan takma dişlere rağmen şarkı söyledikleri seanslar olarak görülüyor. Fakat bu yeni jenerasyonun karaoke eğlence kültürünün altında önemli bir film yatıyor.

Grease'teki şarkıların tümü, sıradan ve basit şeylerden mutlu olmakla ilgilidir. Ama bazı durumlarda şarkılar endişeyi yenmek ve kaygıları savuşturmak için kullanılır. Born to Hard Live, Sandy, Danny'nin bir çete üyesi olduğunu öğrendikten sonra söylenir. Son sahnede lunaparktaki festival sahnesindeyken mezun olma ve gelecek kaygısı etraflarını sarmıştır ve kaliteli zaman geçirmek için We Go Together söylenir.

70'lerin başında, Yeni Hollywood dönemi evrelerinin hissedildiği sıralarda sessizce piyasaya giriş yapar. Stüdyonun hiç tanınmamış yıldızları John Travolta ve Olivia Newton'un zamana ayak uydurma ihtiyacını ele alır. Genç Don günlük jölesi, deri ceketi ve uçlu botları ile, Olivia ise pembe elbisesi, perma saç stili ve mavi ayakkabıları ile modaya ve döneme oldukça uygundurlar; bu uğraş, kendi deyimleriyle 'Müzelik olmaya mahkumdur,' kaygısını da yansıtır.

Yeni bir dönemin başlangıcı.

Grease'in müzikaller panteonunda yer almasının birden fazla nedeni vardır. Kendi sanatının modern yaklaşımı, popüler kültüre iz bırakan birkaç stil ve müzikal gösterime yer verir ama kalıcı olmasının En önemli nedeni, zamana meydan okumasıdır.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları