Gerçek doğamıza mı, yoksa çevremize mi uyarak var oluruz?
Bir Netflix yapımı...
Birbirinden farklı karakterde iki polis, fantastik bir dünya yaratmıyor; aksine içinde yaşadığımız gerçek dünyanın ne kadar fantastik olduğunu yüzümüze çarpıyor.
Bir kurgu ama oldukça gerçek duruyor.
Kardan ölü adamların aramızda dolaşmadığını, beynimizi kemiren öç alıcı sineklerin var olmadığını kim iddia edebilir? Berlin'in arka sokaklarında haykıran acı bir ses "Hesaplaşma günümün geleceğini biliyordum ama şehri benimle birlikte yakacağını hiç düşünmemiştim!" diye haykırır ve arka sokaklarda alev devam eder. İnsanoğlu var olduğu sürece de karanlık ve şiddet böyle devam edecek.
İstemeseler de birlikte çalışmak zorunda kalan iki dedektif... Yıllar sonra karşılaştığı zıt ruh ikizi birlikte olmanın fırsatını kaçıran kim bilir kaç kişi var aramızda? İzlerken biraz tedirgin olacağınız, bir karesini bitirdiğinizde bir sonraki kareyi israf etmek istemeyeceğiniz türde bir polisiye gerilim.
Polis memuru Erol ve ortağı Kurt... Onları kendi insani zayıflıkları ve suç eylemleriyle yüzleştiren Berlin yeraltı suç örgütüyle savaşmak ve kanunun hangi tarafında olduklarına dair son kararı vermek zorundadırlar.
Berlin'in Köpekleri, Batı'da giderek daha geniş kitleleri etkisi altına alan ırkçı "Aryan" filmlerinin ve Neonazi hareketlerinin ideolojik ve siyasi perspektiflerini de inceler.
Antisemitizm, Liberalizm ve etnik Azınlık düşmanlığını belli dinamikler üzerinden anlatırken, karanlık ve acımasız arka sokaklarda gerçekleşen bahis, şike, uyuşturucu ticareti, Türk-Alman Sorunu gibi birçok faktörü de derinlemesine inceleyen dikkat çekici bir mini-seridir.
Facebook Yorumları