"–Her şeyi hatırlıyorum. +Her şeyi hatırlaman, her şeyi bildiğin anlamına gelmez."
Sinema dünyasının popüler ajanı James Bond'a yeni bir rakibin yaratıldığı bu etkileyici macerayı, boş zamanlarımızda tekrar tekrar izlemek ve gözden geçirmek için play tuşuna basmak pek tuhaf gelmiyor. Defalarca izlediğimiz halde "Son Ultimatom" akıma yeniden dahil olmak için ideal bir yerdir çünkü sağladığı anlatı hazinesinin saf sarsıntısı, ana akım sinemanın çekilişinin ne kadar güçlü olabileceğini bizlere hatırlatır. Aynı zamanda aksiyon sahneleri için kullanılan el kameralarının -benim açımdan- sunduğu akıcılık çok farklı hissettirir. Can sıkıcı şekilde aşırıya kaçan bir teknik ama en iyisi deformasyon, endişe ve kaygı hallerini yakalamada mükemmel detaya sahip olması. Bu aşırı adrenaline sahip ruh hali, kendisi kadar eğitimli ajanlardan kaçmak zorunda olan Jason'ın günlük koşuşturmacasını en etkili şekilde sunar. Teknik ve ruhsal sunumu neredeyse mükemmele yakın bulursunuz. Kovalamaca sahneleri ve üzerindeki ıslak şortun dikkat çekmesi serüvenin ne denli yorucu olduğunu gösterir.
Jason, kesintisiz ve inişli çıkışlı yoluna rağmen bir zen sakinliğine sahiptir. Her zaman eylem ve aksiyonun merkezindedir. Bir su terazisini andıran dengeyi kendisi belirler ve bilinenin aksine uyumlu bir imgedir. Kişisel varlığını tanıdıkça ne kadar soğukkanlı olabildiğine inanamadığımız bir katil ve kalabalığa doğru koşarak aniden ortadan kaybolabilecek bir yabancı.
"Gerçekten bu, birçok şeyi kolayca gerçekleştiren ve ortadan kaybolabilen adam da kim?"
Meraklı gözler ve bol sorular eşliğinde Jason'ın bir ajan olduğunu, ilerleyen zamanlarda kendisi ile birlikte bizler de öğreniriz. Son filmindeki sevgilisinin ölümünden sorumlu olan kişilere karşı olan intikam tavrı ve şekli hala hafızamızda. "Son Ultimatom"da ise bir İngiliz gazetesinin baş köşesinde varoluşu hakkında çıkarılan spekülasyon dolu bir haberle, kirada bulunduğu yerden uzaklaşması gerektiğini fark eder. Artık o, dünyanın en önemli örgütü tarafından kırmızı bültenle aranan bir katildir. Kişisel verileri ve kurtuluş kaynaklarını takip ederek hikayenin hiç de öyle olmadığını ve hikayenin arkasındaki kişileri bulmak zorundadır. Ve bunu, peşindeki profesyonellere av olmadan gerçekleştirmelidir.
Bu sefer yaratılan çok tehlikeli ve hafızası yavaş yavaş yerine gelen, çıkarılan onlarca özel takip programına rağmen sınırsız bilgiye sahip bu gizemli adam, CIA savunma bakanlığı ortak girişimi olarak yeni bir operasyon için en önemli hedeftir.
Kariyerinde çok çeşitli roller oynamasına rağmen Jason Bourne, bir süre daha Matt Damon'ın kişisel imajı olmaya devam edecektir. Her ne kadar "Yetenekli Bay Ripley"de de yeterli bir ilgi çekiciliğe sahip olsa da, Ripley bir psikopattı. Jason ise bir katilin öldürme arzusuna sahip değil. Aksine daha çok, hayatta kalabilme güdüleriyle hareket eden bir katildir ve anlaşılabilir bir nefsi müdafaa sunmaktadır.
Facebook Yorumları