İstanbul'daki genç bir ressam, çıktığı kişisel yolculukta Anadolu'daki arkeolojik bir alana dair evrensel sırları ve bu alanın kendi geçmişiyle ilişkisini ortaya çıkarır.

Şiddet her zaman psikolojiktir, fiziksel değil.

Hepimiz birbirimize bağlıyız.

Televizyon ve İnternet arasında sürekli cereyan eden ve bizim fark etmediğimiz yer kapma savaşları sonucu Ozan Açıktan ve Gönenç Uyanık gibi isimler, Atiye'nin Hakan: Muhafız gibi sadece Netflix için düşünülmüş bir proje olabileceğini iddia ediyor.

Resim: Beren Saat'in başrol olarak oynadığı bir karakter ile tanışırız. Başarılı genç bir ressam olduğunu öğrendiğimiz Atiye, sebebini veya kendisi için ne ifade ettiğini bilmediği gizemli semboller çizmektedir. Aynı zamanda evlilik hazırlıkları yapmakta olan Atiye, ara sıra gördüğü kabuslar ve sadece kendisinin duyduğu bazı sesler haricinde düzenli bir kariyere ve yerli yerinde bir hayata sahiptir.

Gizem ve Sembol: Karakter, konsept ve sürrealizm adı altında dikkate değer bir eşleşme. Belki de bütün hikayeyi sürdürmek için bu yeterli değil ama Beren Saat ve tuhaf sembollerin durmadan gözümüze ilişmesi, en değerli ve modern detay olarak ele alınıyor. Keza, Hakan: Muhafız gibi Çağatay da en değerli resim olarak hafızalarımızdaki yerini korumakta.

Kendini anlamak için hiç acelen yok mu?

Hikaye: Kendisine özel bir çevre yaratmaktansa günümüzün modern İstanbul'unda geçiyor ve bu durum, özellikle Beren Saat ve Mehmet Günsur'un performanslarında olduğu gibi, öne çıkan oyunculuklarla hayat bulan karakterlerin bağ kurabilirliğini arttırıyor. Ancak, bu yüksek ekonomik sınıfa dahil ailenin sırlarla örülü ilişkileri, Göbekli Tepe'nin kattığı mistik ve gizemli havayla örülmüş hikayeyi maalesef sıradanlaştırıyor. 

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları