Her şey Ferdane'nin, hareketlerinden şüphelendiği kocası Mustafa'yı gizliden gizliye takip etmesiyle başlar.

"Mutlu aşk yoktur," demiş şair. Ya mutlu evlilik?

Cem Yılmaz, Ata Demirer ve Alper Kul gibi komedi isimlerinin rol aldığı filmlerin kaderi, genelde bu oyuncuların performanslarına endekslidir.

Filmin hikayesi, bu isimlerin ne kadar komik olup olmadığından daha az önemlidir. Siz bu sempatik isimlere gülerken filmin gerçekten anlattığı bir hikaye varsa eğer, onu da görmezden gelemezsiniz. Zira film boyunca sizi güldüren Kul ve Pekin gereken göndermeleri, komikliklerinden verdikleri bilinçli ödünlerle seyircinin yakalamasını sağlar.

Güven çemberi.

Filmin genelinde güldüren karakterler, bir noktada durağan ve dramatik bir ruh haline bürünerek o anın altını çizer. Keskin bir tiyatro geçmişiyle ayrılan gülünç ve dramatik arasındaki ayrım, fark edilemeyecek gibi değildir. Komedi filmlerinin çaresi henüz bulunamamış ve adına güldürürken düşündürmek denen bulaşıcı rahatsızlık bu tarz filmlerde de karşımıza çıkıyor.

Alışık ve Sunal gibi isimlerin oynadığı filmlerin yönetmenlerini hatırlamakta oldukça zorlanırsınız. Hatta hatırlayamazsınız da. Film bir "performans" filmidir çünkü, gerisi "hikayedir". O hikaye bölümü kimleri ilgilendirir, tartışılır tabi. 

Film de bu minvalda ilerleyen bir film...

Kul ve Pekin'in canlandırdığı karakterler mesleki dönüşümleri açısından, yukarıda bahsedilen ayırımı seyircinin rahatça algılayabilmesini sağlar nitelikte. 20 yıldır televizyona aralıksız komedi üreten bir marka topluluğu, birkaç yıl önce kalkıp sinema yapmak istiyor ve ne ilginçtir ki (!) büyük bir kopma oluyor. Böyle bir durumda, sahne topluluğunu bekleyen ilk tehlike nedir? Televizyonla sinema arasındaki anlatım farklılığı tabii ki...

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları